Batı tedrisatından geçmiş müzisyenlerin “aydınlanmak” için doğu ve güney çoğrafyalara inmelerinde artık şaşıracak pek bir yan yok, evet. Hatta bu tip aydınlanma hareketleri aklı başında, ufku açık müzisyenler için bir nevi yapılması elzem 5 müzikal hamleden biri (diğer hamleler arasında gruplarını dağıtmak sonra tekrar bir araya gelmek, “sir” ilan edilmek gibi şeyler var). Ama doksanlara Seattle’dan hemen sonra hükmeden brit-pop hanedanlığının iki şehzadesinden, Oasis olmayanının (yani evet Blur’un) esas adamı Damon Albarn’ın Mali’ye seyahati ve orada yerel müzisyenlerle yaptığı kayıt tam bir ters köşeydi. Daha önce Peter Gabriel ve Paul Simon gibi “ağır” abilerin gittiği yolun bir benzerinden Albarn da gitmişti. Şu anda türlü projeyle karşımıza çıkmasına hiç şaşırmadığımız ve çok yönlülüğünden şüphe etmediğimiz Albarn’ın posterleri “genç odası takımları”nın değişmez bir parçası olduğu günlerin hemen ertesinde giriştiği bu tutkulu proje popüler müzik tarihinin de en özel işlerinden biri olarak hafızalarda.